Yılın en yağışlı ve soğuk geçmesi beklenen ayı olan ocak baharı
aratmadı. 52 yılın en sıcak ikinci ocak ayı yaşandı. Yağış yüzde 52
düştü. Prof. Dr. Türkeş, "Daha sıcak bir ülke bizi bekliyor. Acil
önlemler alınmalı" dedi.
İklim krizine bağlı küresel ısınma sebebiyle dünya oldukça sıcak bir
dönem geçirirken, Avrupa ve Türkiye’de bu yıl sıcaklık rekorları
kırıldı. 2022 yılı bugüne kadar ölçülen en sıcak 5’inci yıl olurken,
Avrupa’da ise en sıcak 2’nci yıl olarak kayıtlara geçti.
Türkiye’de de durum oldukça ciddi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün (MGM)
verilerine göre, 2023 yılının Ocak ayı son 22 yılın ortalamasına göre
2,4 derece daha sıcak olarak kayıtlara geçerken, son 52 yılın en sıcak
ikinci ocak ayı oldu. Daha fazla sıcak olan bir önceki ocak ayı ise 2003
yılında gerçekleşmişti. Yağışlar ise mevsim normallerine göre yüzde 52
daha düşük olarak ölçüldü.
Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve
Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, bu yıl
için beklenenin olduğu ve Türkiye ile Avrupa’da hava sıcaklıklarının
ortalamadan daha yüksek olarak gerçekleştiğini söyledi. Türkeş, “Kasım
ayından başlayarak daha sıcak ve kurak bir döneme girdik. Uzun süreli
insan kaynaklı küresel ısınmanın yansıması olarak her ay ve her mevsim
önceki yıllardan daha sıcak olma eğiliminde. Türkiye ve Avrupa’da sıcak
bir sonbahar ve kışı tamamlamak üzereyiz. 2019-2020 yılında başlayan ve
2020-2021’de olduğu gibi bölgesel olarak değişse de uzun süreli
ortalamalardan daha düşük oranlı yağışlar yaşandı” dedi.
Türkeş, şu uyarıları yaptı: 9 aydan duzun süreleri, hem yağış hem
buharlaşmayı ele alan analizlere baktığımızda Türkiye’nin büyük
bölümünde tarımsal kuraklık var. Karadeniz ve Kuzeydoğu Anadolu dışında
Türkiye’de hem tarımsal hem de hidrolojik kuraklık etkili. Arada daha
soğuk aylar olsa da daha sıcak bir Türkiye bizi bekliyor. Daha çok gök
gürültülü sağanak yağış yaşanacak ve düzenli yağışı olan yılın serin
aylarında kuraklaşma eğilimi var. İklim model benzeşimleri de Türkiye’de
yağışlarda ciddi azalma olacağını gösteriyor.” Kuraklığın da
deprem gibi Türkiye’nin gerçeği olduğunu vurgulayan Türkeş, şunları dile
getirdi: “2021’de olduğu gibi tahıllarda rekolte kaybını beklemek
gerekiyor. Tarımsal üretimin doğrudan desteklenmesi ve daha ciddi
teşviklerin verilmesi gerekiyor. Bu yıla çok dikkat etmek lazım.
Tahıllarda bizi rekolte kaybı bekliyor. Su yönetiminin bir doğa bilimi
olduğunu dikkate almalıyız. İlgili kamu kurum ve kuruluşlarında coğrafya
kökenli klimatolog ve hidroklimatologların çalıştırılması önemli.”
0 Yorumlar